
Bu yazının 'film bana dedi ki' ya da 'filmden bana kalanlar' gibi maddeleri olmayacak. Zira, filmden bana kala kala, suratıma gerilmiş sırıtışı yüz kaslarımı isyan ettirmeyecek bir seviyeye indirme çabası kaldı. İstanbul halkının ve metro sakinlerinin, sahneler aklıma geldikçe yüzümde beliren irili ufaklı diğer sırıtışları da 'baharın getirdiği iç taşması' nev'inden değerlendirmelerini umacak kadar da naif bir insanım ayrıca.
Efenim değinmeden geçemeyeceğim, biz Hintliler (ehhi), The Accidental Husband'ta da görülebileceği üzere eğlenceli insanlarız vesselam. İyi komşuyuz, iyi dansçıyız, iyi aşçıyız, yeri geldiğinde de iyi aileyiz. Yine bekleriz...
8/10'I look at her and I see... I see my whole life.'